Kayıp Balık Nemo - Finding Nemo

Aşağa gitmek

150910

Mesaj 

Kayıp Balık Nemo - Finding Nemo






avatar
Evanescense
incapable of self
incapable of self

Mesaj Sayısı : 414
Kayıt tarihi : 23/05/10
Yaş : 24
Nerden : Kime ne?..

http://sinemayadair.websitem.info/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Bu yazıyı burda paylaş : diggdeliciousredditstumbleuponslashdotyahoogooglelive

Kayıp Balık Nemo - Finding Nemo :: Yorum

avatar

Mesaj Bir Çarş. Eyl. 15, 2010 5:58 pm tarafından Evanescense

TIME DERGİSİ TARAFINDAN 2003 YILININ EN İYİ FİLMİ SEÇİLEN VE DÜNYA SİNEMALARINDAKİ HASILATI 800 MİLYON DOLARI BULAN FİLM.

Yönetmen: Andrew Stanton

Seslendirme Kadrosu: Albert Brooks, Ellen DeGeneres, Alexander Gould, Willem Dafoe, Geoffrey Rush

Yapımcı: Graham Walters, Senaryo: Andrew Stanton, Bob Peterson, David Reynolds

Görüntü Yönetmenleri: Sharon Calahan, Jeremy Lasky, Prodüksiyon Tasarımı: Ralph Eggleston

Prodüksiyon Amiri: John Lasseter, Kurgu: David Ian Salter, Müzik: Thomas Newman

Sanat Yönetmenleri: Randy Berrett, Anthony B. Christov, Robin Cooper, Ricky Nierva

Walt Disney Pictures – Pixar Animation Studios / UIP Filmcilik


“Toy Story – Oyuncak Hikayesi”, “A Bug's Life – Bir Böceğin Yaşamı” ve “Monsters, Inc. – Sevimli Canavarlar”ın Oscar ödüllü yaratıcısı Pixar Stüdyolarından su altı dünyasının fantastik ortamında geçen eğlence ve duygu dolu yepyeni bir çizgi film...

Yönetmenliğini Andrew Stanton'ın üstlendiği “Finding Nemo”, Kuzey Amerika sinemalarında 2003 yılının hasılat rekorlarına imzasını attı. Ekim başı itibariyle hasılatı 335.000.000 dolara ulaşan film, elde ettiği bu hasılatla tüm zamanların en çok izlenen çizgi filmi ünvanını da “The Lion King”den almış oldu. “Finding Nemo” şu anda tüm zamanların en çok izlenen filmleri listesinin sekizinci sırasında; tüm zamanların en çok izlenen çizgi filmi listesinde ise 1 numarada yer alıyor.

Pixar Animasyon Stüdyolarında hazırlanan “Nemo: Kayıp Balık – Finding Nemo”da birbirlerinden ayrı düşen baba-oğul iki palyaço balığının kimi zaman keyifli, kimi zaman hüzünlü yolculuğu anlatılır. Aşırı ihtiyatlı baba balık Marlin ile meraklı oğlu Nemo'nun olağanüstü serüvenine dost canlısı ama unutkan Dory de eşlik eder. Oğlunu kurtarma derdine düşen baba balık Marlin ile Dory'nin uçsuz bucaksız okyanusta yaptığı tehlikeli yolculuk ve küçük balık Nemo'nun akvaryumdan kaçmak için yaptığı cesur planlar, “Finding Nemo”nun konusunu oluşturur.

Walt Disney Pictures'ın sunduğu “Kayıp Balık:Nemo – Finding Nemo”nun yönetmenliğini, 1998'de ortak yönetmenliğini yaptığı Disney/Pixar ortak yapımı “A Bug's Life – Bir Böceğin Yaşamı”ndaki çalışmasıyla Oscar adaylığı alan Andrew Stanton üstlendi. Yapımcılığını Graham Walters gerçekleştirdi. Prodüksiyon amirliğini ise daha önce “Toy Story”, “Toy Story 2”, “A Bug's Life” ve “Monsters Inc.”in yönetmenliğini üstlenmiş olan Oscar ödüllü yönetmen John Lasseter yaptı. Senaryosunu Andrew Stanton, Bob Peterson ve David Reynolds birlikte yazdılar. Müziklerini Oscar adayı besteci Thomas Newman hazırladı.

Bilgisayar animasyon teknolojisiyle derin sularda yüzen yepyeni bir sanat anlayışını birleştiren ve izleyiciye unutulmaz karakterlerle tanıştıran filmin seslendirme kadrosunda Albert Brooks, Alexander Gould, Ellen DeGeneres, Eric Bana, Erica Beck, Willem Dafoe, Geoffrey Rush görev yaptılar.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

avatar

Mesaj Bir Çarş. Eyl. 15, 2010 5:59 pm tarafından Evanescense

FİLMİN KONUSU

Büyük mercan kayalıklarında hayat tehlikelerle doludur. Özellikle de küçük bir balıksanız tehlikeler daha da fazladır. Küçük oğlu Nemo'yu tehlikelerden korumaya kararlı baba balık Marlin, sürekli endişe içindedir. Nemo'nun okula başlamak üzere güvenli sığınağından çıkma zamanı geldiğinde

Marlin oğluna gergin bir şekilde eşlik eder. Attığı her adıma müdahale ederek onu sürekli uyarır. Ancak babasının sözünü dinlemeyen küçük Nemo, mercan kayalığının uzaklarında gördüğü bir tekneyi merak ettiği için oraya doğru yüzer. O anda da Marlin'in çaresiz bakışları altında Nemo bir dalgıç tarafından yakalanır.

Marlin sevgili oğlunu tekrar bulabilmek için harekete geçerek delicesine yüzmeye başlar. Balık okulunun yanından geçerken Dory'e rastlar. Nemo'nun kaybolduğunu öğrenen Dory yardım teklif eder. Ancak bir problem vardır. Dory'de kısa vadeli bir hafıza kaybı söz konusudur ve öğrendiği şeyleri o anda unutmaktadır. Böylelikle bu tuhaf ikili imkansızı başarmak için sonu bilinmeyen bir maceraya atılırlar.

Bu arada küçük Nemo artık Sydney limanına tepeden bakan bir dişçinin ofisindeki akvaryumuna konulmuştur. Akvaryumda birbirinden renkli çeşit çeşit balıklar vardır. Grubun lideri Gill adlı bir balıktır. Okyanustan getirilen Gill günün birinde oraya dönme hayalleri kurmaktadır.

Nemo'nun diğer arkadaşları ise şöyle sıralanmaktadır: Peach adlı denizyıldızı; Bloat adlı sağı solu belli olmayan kirpibalığı; Gurgle adlı yaşlı balık; Jacques adlı karides ve akvaryumun camındaki kendi yansımasını ikiz kardeşi Flo sanan düzenbaz dişi balık Deb... Nemo'nun da çeteye resmen dahil olmasıyla birlikte Gill'in oradan kaçma hayalleri canlanır.

Bu arada Sydney Limanına doğru yüzerek ilerlemeye çalışan Marlin ile Dory de çeşitli tehlikelerle mücadele etmek zorunda kalacaktır. Üç köpekbalığının saldırısını atlattıktan sonra kalabalık bir denizanası sürüsünün ve öldürücü fenerbalığının saldırısına uğrarlar. Ayrıca mavi balinayla ve deniz kaplumbağalarıyla karşı karşıya gelirler. Vahşi martıların saldırısıyla baş etmek zorunda kalırlar.

İkilinin yaşadığı maceraların balıklar dünyasında dilden dile yayılarak efsaneye dönüşmesi fazla uzun sürmez. Kaybolan oğlunu bulmak için okyanuslarda yolculuk yapan baba balığın ismi her yerde konuşulmaktadır. Kahraman babayla ilgili söylentiler, akvaryumdaki Nemo'ya kadar ulaşır.

Babası tarafından her yerde arandığını öğrenen Nemo çok şaşırarak heyecanlanır. Babasına bir an önce yeniden kavuşma özlemiyle yanıp tutuşan küçük Nemo, balık tankının lideri Gill'in de motive etmesiyle cesaret isteyen bir kaçış planı hazırlar. Ancak önündeki zaman hızla azalmaktadır. Dişçinin haylaz yeğeni Darla ertesi gün gelip Nemo'yu oradan alacaktır. İşin kötüsü Darla'nın balıkların belini kıracak kadar salladığını bilmeyen yoktur.

Sonunda Sydney Limanına ulaşan Marlin ile Dory, orada dost canlısı ama bir o kadar da dedikoducu pelikan Nigel'in büyük yardımını görürler. Oğlunu arayan cesur babanın büyüleyici öyküsünü pelikan da duymuştur. Saatin tiktakları hızla geriye sayarken birbirinden ayrı düşen baba-oğulun yeniden birleşme çabaları da umutsuzca devam etmektedir.

“Finding Nemo”nun yapım sürecinin her aşamasında rehberlik görevi yapan John Lasseter, bu filmin bilgisayar animasyonu alanında çıtayı biraz daha yükselttiğini vurgulayarak şunları söylüyor:

“Andrew Stanton bu filme kendi vizyonunu getirirken aynı zamanda Pixar'ın bugüne kadarki en büyüleyici karakterlerini de yarattı. Soluk kesici güzellikteki bu filmde komedinin yanısıra gerçek dram ve derinlik gibi unsurların hepsini bulacaksınız. Beş erkek çocuk sahibi bir baba olarak bu filmin öyküsüne büyük yakınlık duydum. Film yapımcısı olarak bizler ürettiğimiz filmlerdeki duygusallığın gerçek ve dürüst olmasını severiz. Filmin temelinde çocuğu ilk kez okula başlayan bir babanın tedirginliği var. Bu durum her ne kadar mercan kayalığındaki bir balık örneğiyle anlatılıyor olsa da, her babanın bu öyküyü çok iyi hissedeceğine eminim.”

Teknik açıdan da Pixar'ın bugüne kadarki sınırlarının aşıldığını belirten John Lasseter sözlerine şöyle devam ediyor: “Balıkların animasyonu oldukça zordu. Ancak teknik ekiplerimiz son derece zarif ve güzel bir su altı dünyası yarattılar. Gerçek su altı dünyası zaten yeterince görkemli ve fantastiktir. Bu noktada oldukça büyük bir zorlukla karşılaştık. Filmde sunduğumuz okyanus ortamının karikatürize edilmiş olduğunu seyirciye hissettirmemiz gerekiyordu. Aslında bu harika dünyanın gerçekte var olmadığını, herşeyin en inandırıcı şekilde bilgisayar ortamında hazırlandığını seyirci bilmeliydi. Hedefimiz gerçekçi olmak değil, inandırıcı olmaktı diyebilirim. Okyanus ortamıyla ilgili herşeyi stilize ederek biraz daha fazla geometri katmak ve renkleri zorlamak suretiyle doğal ve inandırıcı bir dünya yaratmayı başardığımıza inanıyorum.”

Nemo'nun ve diğer renkli karakterlerin seslendirmesinde birbirinden yetenekli oyuncular görev yaptı. Küçük Nemo'nun huysuz ve nörotik mizaçlı babası Marlin'in sesini ünlü aktör/yönetmen/komedyen Albert Brooks verdi. Her zaman iyimser olan Dory'nin seslendirmesini ise Emmy ödüllü komedyen Ellen DeGeneres üstlendi. Maceracı ruhlu palyaço balığı Nemo'nun seslendirmesini de “Ally McBeal”, “Malcolm in the Middle” ve “Boomtown” gibi televizyon dizileriyle adını duyuran 9 yaşındaki küçük oyuncu Alexander Gould yaptı.

Filmin diğer üç önemli karakteri olan Bruce, Anchor ve Chum'un seslendirmelerini ise sırasıyla Barry Humphries, “The Hulk” ile adını duyuran Avustralyalı aktör/komedyen Eric Bana ve Yeni Zelandalı aktör Bruce Spence yaptılar. Yönetmen/senaryo yazarı Andrew Stanton ayrıca seslendirme kadrosunda da yer alarak deniz kaplumbağası Crush'un seslendirmesini üstlendi.

Diğer karakterleri ise sırasıyla şu sanatçılar seslendirdiler: Dedikoducu pelikan Nigel'i Geoffrey Rush; balık tankının lideri Gill'i Willem Dafoe; kurnaz denizyıldızı Peach'i Allison Janney; zaman zaman ansızın parladığı halde genellikle duygusal yanı ağır basan kirpibalığı Bloat'ı Brad Garrett; köpük takıntısı olan Bubbles'ı Stephen Root; kimlik krizi yaşayan siyah-beyaz renkli üçkağıtçı dişi balık Deb'i Vicki Lewis; sürekli panik ve çaresizlik duygusuna sahip soylu balık Gurgle'ı Austin Pendleton; müşkülpesent karides Jacques'i Joe Ranft...

Görsel açıdan kelimenin tam anlamıyla bir estetik başarı örneği olan “Finding Nemo”nun görünümü ile stilini belirleme görevini prodüksiyon tasarımcısı Ralph Eggleston üstlendi. Pixar'ın Oscar ödüllü kısa animasyon çalışması “For the Birds”ün yönetmenliğini yapmış olan Eggleston, ilk “Toy Story”nin de prodüksiyon tasarımlarını hayata geçirmişti.

Filmin görüntü yönetmenliğinde Sharon Calahan ile Jeremy Lasky görev yaptı. Calahan – Lasky ikilisi, Nemo ve arkadaşlarının yaşadığı su altı ortamını oluştururken ışıklandırmadan mizanpaja kadar her alanda yaratıcı bir yaklaşım sergilediler. Calahan'ın ışıklandırması sayesinde filme modern 3 boyutlu Technicolor kalitesi verildi. Bu da yumuşak arka planlar, keskin renkler ve birbirinden güzel pırıltılarla sağlandı. Lasky'nin usta işi mizanpaj çalışmasıyla da (kamera hareketleri ve sahneleme) izleyicinin kendisini su altında hissetmesi sağlanırken filmin dramatik olasılıklarının tüm avantajlarından tam anlamıyla yararlanıldı.

“Finding Nemo”nun bir özelliği de, Pixar'ın teknik ve yaratıcı ekipleri için görkemli bir şov alanı sağlaması oldu. Öykünün inandırıcı biçimde anlatılmasında teknik ekiplere önemli görev düştü. Büyüleyici su altı görüntülerini bilgisayar ortamında yaratmak için yepyeni ve gelişmiş yöntemler keşfedildi. Senaryonun gerektirdiği olasılıkların tam anlamıyla sağlanabilmesi için özellikle su konusunda geniş kapsamlı araştırma ve geliştirme çalışması yapıldı.

Filmin gözlemci teknik yönetmeni Oren Jacob'a düşen önemli görevlerden birisi de, karakterlerin hareketlerine gerçekçi şekilde cevap verecek organik mercan kayalığı ve geniş okyanus görüntülerinin yakalanabilmesiydi. Oren Jacob başkanlığında çalışmaya başlayan Pixar'ın teknik elemanları, su altı ortamının en sağlıklı şekilde yaratılması için beş temel unsur belirlediler.

Bunlar şöyle sıralanıyordu:

1.Işıklar (okyanus tabanında dans eden ışık kırılmaları);
2.Partiküllü maddeler (su içinde her zaman görünen parçacıklar);
3.Dalga ve kabarcıklar (su içinde bitkisel yaşamın sürmesini sağlayan sürekli hareket);
4.Karanlık bölgeler (ışığın renginin uzak mesafeleri filtre etmesi ve böylelikle uzakların karanlık görünmesi);
5.Yansımalar ve ışık kırılmaları.

Bu beş unsurun yanısıra su ve hava kabarcıkları, köpükler, daire şeklinde yayılan dalgalar, su damlacıkları, küçük halkalar gibi unsurlara da dikkat edilerek deniz dibinin karmaşık ortamı sağlandı.

“Finding Nemo”nun prodüksiyon işlemlerine OCAK 2000'de başlandı ve maksimum sayısı 180'e ulaşan bir ekip görev yaptı. Filmin tüm işlemleri Pixar Animasyon Stüdyolarının Kaliforniya'nın Emeryville bölgesindeki teknoloji harikası tesislerinde hayata geçirildi.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

avatar

Mesaj Bir Çarş. Eyl. 15, 2010 5:59 pm tarafından Evanescense

PROJENİN KÖKENLERİ
“Finding Nemo”nun öyküsü, kendi yaşamından alıntılar içermesi nedeniyle yazar/yönetmen Andrew Stanton için kişisel anlam taşıyor. 1992 yılında Marine World'ü ziyaret eden Andrew Stanton, denizaltı dünyasını bilgisayarlı animasyon tekniğiyle yakalayabilmesi halinde büyüleyici olasılıkların ortaya çıkacağını düşünmüştü.

Bütün bunlar Stanton'un “Toy Story”i çekmesinin üç yıl öncesine denk geliyordu. Aradan geçen süre içinde Stanton'un bilgisayar ortamında büyüleyici bir denizaltı ortamı yaratma hayalinde değişiklik olmadı. Hatta çocukluk yıllarına ilişkin anılarının zaman zaman canlanmasıyla bu isteği daha da çoğaldı.

Stanton'un çocukluk anıları arasında aile dişçisinin ofisindeki balık akvaryumunun önemli yeri vardı. Ne zaman ailesiyle birlikte dişçiye gitse o balıklara uzun uzun baktığını söyleyen ünlü yönetmen, o günlerde aklından neler geçtiğini ve sonrasını şu sözlerle anımsıyor:

“Akvaryumdaki balıklara baktıkça okyanuslardan oraya getirilmenin bir balık için ne kötü olduğunu düşünürdüm. Bu balıklar evini özlemez mi, buradan kaçıp okyanusa dönmeyi istemez mi şeklinde düşüncelere kapılırdım. Sonra büyüdüm ve kendi çocuğum oldu. Oğlum beş yaşındayken onu parka götürdüğüm bir günü hatırlıyorum. Uzun saatler boyunca çalıştığım için çocuğumla yeterince ilgilenemiyordum ve bu yüzden suçluluk duyuyordum. Ama parkta yürürken sürekli olarak, ‘Ona dokunma, şuna elleme, oraya yürüme, düşeceksin' diyerek başının etini yiyordum. Oysa dilim bunları söylerken aklımdan ‘Seni özledim oğlum, seni özledim' demek geçiyordu. Beynimden yankılanan üçüncü bir ses ise, ‘Şu anda oğlunla birliktesin ve bu güzel dakikaları ziyan ediyorsun' demekle meşguldü. O anda anladım ki, çocuğunun başına kötü bir şey gelmemesi için hissetiğimiz korku aslında bizleri iyi bir baba olmaktan alıkoyan en önemli engeldir. Kendi kendime bu sonuca vardıktan sonra herşey yerli yerine oturdu ve filmin öyküsü kafamda tam olarak ortaya çıktı.”

Nemo'nun hikayesinin oluşumunda Andrew Stanton'un akıl hocası ve meslektaşı John Lasseter'in de önemli katkısı oldu. “A Bug's Life”ta Stanton ile birlikte çalışan Lasseter, “Finding Nemo” hakkında daha o günlerde bilgi sahibi olduğunu belirterek şunları söylüyor:

“O filmi çektiğimiz günlerde Stanton'un çalışma odasında büyük bir balinanın yanında giden iki küçük balığı gösteren harika bir çizgi resim vardı. O resmi çok severdim. İleride balıklarla ilgili bir çizgi film hazırlamak istediğini anlatmıştı. Ancak daha sonra bu konuda bir şey söylemedi.1980'den beri dalgıçlığa ilgim vardır. Bu yüzden su altı dünyasını çok severim. Aradan yıllar geçtikten sonra ‘balık' ve ‘su altı' sözcüklerini beraber telaffuz ettiği anda bu projenin harika olacağını hemen anladım.”

Bu noktada sözü devralan Andrew Stanton, baş kahramanı bir baba olan böyle bir öyküyü yazmanın kendisini çok heyecanlandırdığını belirterek şunları söylüyor:

“Olaya bu açıdan bakan başka bir çizgi film yapıldığını hatırlamıyorum. Bu öyküyü yazmayı her zaman çok istedim. Çünkü baba-oğul ilişkisini bambaşka bir açıdan anlatabileceğimi biliyordum. Ayrıca hayatım boyunca okyanusların da büyük bir metafor olduğunu düşünmüşümdür. Dünyanın en ilginç ama bir o kadar da ürkütücü bölgesidir. Çünkü orada her an herşey olabilir. Okyanus olgusunu alıp, hayata dair kendi korkuları olan baba olgusuyla bütünleştirdim. Daha iyi bir baba olabilmek uğruna çeşitli zorluklarla başa çıkmaya çalışan babamızı okyanusun ortasına bıraktım. Böylece hem baba balığımız Marlin, hem de izleyiciler daha derin konulara dalma fırsatını buldular.”

Stanton bu konudaki sözlerini şöyle noktalıyor: “Babamın ebeveyn olmak konusunda iyi bir tavsiyesi vardı. ‘Zor bir tercih yapacaksın. Çocuklarına karşı ya ebeveyn olacaksın, ya da onların arkadaşı olacaksın' diyordu. Bu zaten yaşam boyu devam eden bir ikilemdir. Bu filmde o ikilemi biraz daha derinlemesine kurcaladım. Baba-oğul ikilisinin sevgi öyküsünü anlatma fikri hoşuma gitti. Çünkü dünyanın her köşesinde babalarla oğullar sonsuza dek çatışma içinde olacaklar.”

Pixar'ın uzman animatörlerinden oluşan ekip, geçmişteki deneyimlerinde oyuncaklara, böceklere ve canavarlara hayat vermeye alışkındı. Ancak “Finding Nemo” bugüne kadar üstlendikleri en zor görev oldu. Monterey ve Hawaii'deki çeşitli akvaryumları ve dalgıçlıkla ilgili tesislere geziler yapan animatörler, ayrıca konusunda su altı sahneleri bulunan “Pinocchio”, “The Sword in the Stone”, “Bedknobs and Broomsticks” ve “The Little Mermaid” gibi Disney klasiklerini de dikkatle izlediler. Ancak animatörler için en önemli esin kaynağı Disney'in “Bambi” adlı filmi oldu. Bu çizgi filmi dikkatle izleyerek hayvanların nasıl hareket ettiğini, bellibaşlı becerilerinin neler olduğunu gördüler. Ayrıca yüz ifadeleri, aktivite ve çekicilik gibi konularda da “Bambi”yi temel aldılar. Karakterleri hazırlarken o filmdekine benzer şekilde olmasını istediler. Stanton'un deyimiyle “Finding Nemo”nun aslında konusu su altında geçen bir “Bambi” olmasını hedeflediler.

“Finding Nemo”nun animasyon çalışmalarında yaşları 28 ile 50 arasında değişen bir animatör ekibi görev yaptı. Animasyon süpervizörü Dylan Brown ve animasyon yönetmenleri Mark Walsh ile Alan Barillaro'nun yönetiminde çalışan bu ekibin sorumluluk alanında son derece geniş bir karakter yelpazesinin çizimlerini hayata geçirmek yer alıyordu. Ufak tefek karides Jacques'ten dev mavi balinaya kadar uzanan bu yelpazedeki tüm karakterlerin inandırıcı biçimde çizilmesi gerekiyordu. Kolu ve bacağı olmayan bu karakterlerin tüm hareketlerini verebilmek için animatör ekiplerinin herşeyden önce balıklar konusunda bilgi sahibi olması şarttı.

Dylan Brown bu konuda nasıl bir çalışma yapıldığını şu sözlerle anlatıyor: “Her yeni filmin kendisine özgü birtakım zorlukları vardır. Bizler öncelikle bunların ne olduğunu ve nasıl çözülebileceğini bulmaya çalışırız. ‘Nemo' örneğinde karşımıza çıkan en büyük zorluk ise tüm karakterlerin kolsuz ve bacaksız olmasıydı. Güçlü siluet oluşturacak düzeyde geleneksel uzuvları olmadığı için yepyeni hileler geliştirmeliydik. Başlangıçta bu oldukça ürkütücü geldi. Bir balığı çekici kılan özellikleri analiz ederek başladık. Özellikle yüz ifadeleri üzerinde odaklandık. Balıklarımızın yüz ifadeleriyle beden dillerinin tam bir bütünlük içinde olması gerekiyordu. Örneğin insan karakterlerin herhangi birşeye bakmak için sadece başlarını çevirmesi yeterliyken, bir balığın başını sağa veya sola çevirmesi durumunda tüm vücudu da başıyla birlikte hareket ederek o yöne dönüyordu.”

“Bir başka önemli faktör de zamanlamaydı” diyor Brown, “Geçtiğimiz yıllardaki Buzz, Woody ve Sulley gibi karakterlerin hepsi toprak üzerindeki yerçekimine bağımlı karakterlerdi. Ancak balıkların durumu çok farklı. Onlar göz açıp kapayıncaya kadar olan sürede çok hızlı hareket edebilirler. Bunun nasıl gerçekleştiğini merak ettik ve videoya çekilmiş hareketlerini izledik. Yavaş gösterimde tekrar bakmak suretiyle balıkların hareket biçimlerini öğrendik. Doğal balık hareketleriyle oyunculuğa yönelik davranışları bütünleştirerek karakterlerin inandırıcı olmasını sağladık.”

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

avatar

Mesaj Bir Çarş. Eyl. 15, 2010 6:00 pm tarafından Evanescense

BİLGİSAYAR ANİMASYONUNDA YEPYENİ SULARA YELKEN AÇMAK

Bilgisayar ortamında etkinlik açısından ve ekonomik açıdan yaratılması en zor şeylerden birisi su olmuştur. Büyük bölümü su altında geçen “Finding Nemo” gibi bir filmde görev alan teknik ekipler, prodüksiyonun gerektirdiği talepleri karşılamak ve geçmişte diğerlerinin karşılaştığı birtakım problemleri çözmek zorundaydılar. Filmin gözlemci teknik yönetmeni Oren Jacobs, Stanton ve ekibine istediğini tam olarak vermek için neler yapıldığını şöyle anlatıyor:

“Başlangıç noktamızda su altı sahneler içeren birçok filmi seyretmek vardı. Hepsini dikkatle izleyerek analiz etmeye çalıştık. Görüntülerdeki su altı ortamının güçlenmesini sağlayan unsurların neler olduğunu anlamayı hedefledik. Bu çalışmamız sırasında gerçek su altı ortamını çağrıştıran beş temel unsur belirledik. Bunlar ışık, partiküllü maddeler, dalga ve kabarcıklar, karanlık bölgeler ve yansımalarla ışık kırılmalarıydı.”

Jacob sözlerine şöyle devam ediyor: “Senaryonun bitmiş halinin elimize ulaşmasından önce bile mercan kayalıklarındaki balık yaşamı hakkında bilgi sahibi olmamız gerekiyordu. Suyun ileri geri hareket etmesini sağlayan etkenleri inceleyerek işe başladık. Bu konuyla global teknoloji grubumuz ilgilendi. Mercan kayalıkları adı verilen bu bölgeler, yaşayan organik canlılardır. Dolayısıyla ‘Monsters, Inc.'teki kapı gibi statik değildirler. Filme katkıda bulunacak insanlarla birlikte Hawaii'ye giderek oradaki durumu inceledik. Sonra bulabildiğimiz tüm Jacques Cousteau, National Geographic ve ‘Blue Planet' videolarını seyrettik. Ayrıca ‘Jaws', ‘The Abyss' ve ‘The Perfect Storm' gibi konusu su altında geçen filmler üzerinde derinlemesine çalışma yaptık. İzleyicinin böyle bir filmden beklentisinin ne olabileceği konusunda bir fikir oluşturarak kendimize özgü değerlerimizi geliştirdik.”

“Finding Nemo”nun en önemli sahnelerinin geçtiği yerlerden birisi de dişçinin ofisi ve akvaryumdu. Bu sahnelerin ışıklandırma, modelleme, gölgelendirme ve yönetim görevini Jesse Hollander başkanlığındaki akvaryum birimi üstlendi. Akvaryumun kendisini yaratan bu grup, aynı zamanda ışık yansıma ve kırılması gibi konularla ilgilendi. Bu ekibin görevlerinden birisi de, dişçi ekipmanlarından akvaryum içindeki volkan dekoruna ve akvaryum dibine 120.000 tane çakıl döşenmesine kadar tüm set parçalarını oluşturmaktı. Görevleri arasında bilgisayar ortamında insan saçı, teni ve giysisi yaratmak gibi yepyeni boyutlar da yer aldı.

Jesse Hollander bu zor görevin üstesinden nasıl geldiklerini şöyle anlatıyor: “Bu filmi geliştirirken karşılaştığımız en büyük zorluklardan birisi, akvaryumla bağlantılı olarak yansıma ve kırılmalarıydı. Başlangıç noktasında ışığın suyla dolu camekana girmesi durumunda ne olduğu konusuyla ilgilendik. Bu da önce camın, sonra suyun ve ardından su içinde cam görünümünün bilgisayar ortamında yaratılması anlamına geliyordu. Fiziksel ortamın yaratılması çok önemliydi ama bizim için asıl önemli olan fiziksel ortamın kontrolünü tam olarak elimizde tutabilmekti. Bunu da kameraya bir dirsek takmak suretiyle gerçekleştirdik.”

Hollander sözlerine şöyle devam ediyor: “Akvaryumun bazı belirli noktalarında ‘total iç yansımalar' adı verilen bölgeler vardı. Bu bölgelerde cam, mükemmel bir aynaya dönüşüyordu. Deb ve Flo karakterlerinin yer aldığı sahnelerde bu olguyla biraz oynayarak iyi sonuçlar elde ettik. Tank içindeki tüm sahnelerde ışık yansımasını kullandık. Buna karşılık kırılmalarda daha seçici davranarak gerektiği ölçüde kullanma yoluna gittik.”

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

avatar

Mesaj Bir Çarş. Eyl. 15, 2010 6:00 pm tarafından Evanescense

“FINDING NEMO”NUN PRODÜKSİYON TASARIMLARI VE GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ

“Finding Nemo”nun prodüksiyon tasarımlarını Ralph Eggleston hayata geçirdi. Deneyimli bir Pixar elemanı olan Eggleston, daha önce “Toy Story”de aynı görevi yapmış ve stüdyonun Oscar ödüllü kısa filmi “For the Birds”ün de yönetmenliğini üstlenmişti. Bu filmdeki görevine hazırlanırken kara ve deniz konumunu görmek için Sydney Limanına bir gezi yaptı. Filmin iki görüntü yönetmeni Sharon Calahan ile Jeremy Lasky de, Stanton'un vizyonunu geniş ekrana taşımak için ışıklandırma ve düzenleme gibi konulardaki tüm uzmanlıklarını ortaya koydular.

Ralph Eggleston istenen sonuca ulaşmak için nasıl bir çalışma yapıldığını şu sözlerle anlatıyor: “Vermemiz gereken birtakım hayati kararlar vardı. Bunların başında da balıkları hangi ölçüde karikatürize etmemiz gerektiği geliyordu. Başlangıçta çizdiğimiz balıklar tamamen karikatürize nitelik taşıyordu. Andrew bu konuda oldukça hoşgörüsüz davrandı ve karakterlerin aşırı insanlaştırılmasını istemediğini söyledi. Bunun üzerine başka bir yöntem seçtik. Balıkların karikatürize edilmiş doğasına dünyamızı yaklaştırma yoluna gittik. Eğer bu balıkları gerçek şekilleriyle vermiş olsaydık başarılı sonuç alamazdık. Karakterler ile dünyanın paralel çizgide olması gerekiyordu.”

Eggleston sözlerine şöyle devam ediyor: “Öncelik verdiğimiz konulardan birisi de, balıkları çekici kılabilmekti. Bildiğimiz gibi balıklar ufak tefek ve pullu yaratıklardır. Seyircinin bu karakterleri sevmesini istiyorduk. Bu yüzden onları çekici kılabilmek için onlara parlak ve aydınlık görünüm vermemiz gerekiyordu. Görünüm açısından balıkları üç gruba ayırdık. Bunlar sırasıyla sakız gibi yapışkan; kadife gibi yumuşacık ve metalik görünümlü balıklar oldu. İlk kategoride belli bir sıcaklığı olan Marlin ve Nemo gibileri vardı. İkinci kategoriye ise daha yumuşak yapılı Dory gibilerini koyduk. Metalik grupta ise tipik pullu balıklar yer aldı.”

Eggleston – Callahan ikilisinin aynı noktada buluştuğu bir başka nokta da, 1940'lı yılların parlak görünümlü Technicolor filmlerine duydukları ortak sevgiydi. O dönemin filmlerine benzeyen yepyeni bir çizgi film yapma konusunu uzun süredir konuşuyorlardı. “Finding Nemo” sayesinde bu şansı yakaladılar. Filmin konusunun su altında geçmesi nedeniyle karakterleri patlatmak için ihtiyaç duyulan yumuşak geri planlar kendiliğinden ortaya çıkmış olacaktı.

Eggleston bu konudaki düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor: “Bu filmin Technicolor filmlerine benzediği söylenemez. Onlarda ulaşılmış niteliklerin modern versiyonu demek daha doğru olacaktır. Bizler için bir başka esin kaynadığı da Disney'in ‘Bambi'si oldu. ‘Bambi' empesyonist bir filmdir. Yumuşak renklerden oluşan arka planın önünde herşey öylesine patlar ki, insan ister istemez karakterler üzerinde odaklanır. İhtiyaç duyduğumuz yaklaşım buydu. Bizim filmimiz de cennet bahçelerini çağrıştıran mercan kayalığı görüntüleriyle başlar. O andan itibaren su altı görüntülerinden oluşan arka planların giderek empresyonist hal aldığı görülür.”

“Finding Nemo”yu tanımlarken, “Işıklandırma açısından Pixar'ın şimdiye kadar yaptığı en kompleks film” ifadesini kullanan Sharon Calahan ise, “Görevimizin en önemli bölümü, inandırıcı bir su altı ortamı yaratmaktı” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Berrak su, karanlık ve bulanık su ve akvaryum içindeki su gibi çok çeşitli su formatlarını oluşturmamız gerekiyordu. Hepsini birbiriyle ilişkilendirmek için öncelikle bunların ortak yanlarını bulmalıydık. Andrew Stanton'un dizayn ve formlar konusunda olağanüstü bir bakış açısı var. Dizayn temaları ve güçlü grafik elementlerine çok önem veriyor. Adeta onların büyüsüne kapılmış gibi. Bu da çok iyi. Çünkü filmde son derece güçlü bir görsel yapı yaratıyor. Risk almak ve yeni deneyimler yaşamak konusunda istekli olduğu için de onunla çalışmak çok keyifliydi. Filmin duygusal içeriğine ışıklandırmanın çok şeyler katacağının bilincindeydi.”

Sonuçta Pixar'ın teknik ekipleri, kendi beklentilerini bile aşan bir çalışma ortaya koydular. Eggleston bu konuda şunları söylüyor: “Mercan kayalıklarını büyük ekranda gördüğümüzde hepimiz büyülendik. Mercan kayalığının her parçası arkadan aydınlatmalı olarak hazırlanmıştı. Tüm setin deniz dibindeki değerli bir mücevhere benzediğini söyleyebilirim. İyi bir film olacağını düşünmüştüm ama bu kadar iyi olacağı aklıma gelmemişti. En baştan itibaren bu projenin teknik işlemlerinin içinde oldum. Buna rağmen sinema salonunda, ‘Acaba bunu nasıl yaptılar?' diye düşündüğümü hatırlıyorum.”

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

avatar

Mesaj Bir Çarş. Eyl. 15, 2010 6:01 pm tarafından Evanescense

“FINDING NEMO”NUN SESLERİ: THOMAS NEWMAN'IN MÜZİKLERİ VE GARY RYDSTOM'UN SES EFEKTİ BÜYÜSÜ

Filmlerin olmazsa olmaz parçalarından ikisi de müzikleri ve ses efektleridir. Pixar'daki film yapımcıları da bu iki unsuru her zaman maksimum avantaj sağlamak amacıyla kullanırlar. “Finding Nemo”da Andrew Stanton, ünlü besteci Thomas Newman ile yeni bir işbirliği yapma fırsatı bulurken Oscar ödüllü ses tasarımcısı Gary Rydstrom ile yıllardır süren işbirliğine devam etti.

Bugüne kadar beş kez Oscar'a aday gösterilen ve “Six Feet Under”daki müzik çalışmasıyla Emmy ödülü alan Thomas Newman, henüz kadroya girmeden “Finding Nemo”nun esin kaynağı olmuştu. Stanton senaryoyu yazarken kulaklıktan sürekli olarak Thomas Newton besteleri dinlemişti.

Filmin ortak yönetmeni Lee Unkrich, Newman'ın “Nemo” için hazırladığı müziği, “Son derece tuhaf ve ilginç düzenleme katmanlarıyla dopdolu verimli bir orkestra müziği” sözleriyle tanımlayarak şunları söylüyor: “Onunla birlikte çalışmak gerçek bir keyif oldu. Newman'ı mümkün olduğu kadar özgür bırakmayı istedik. Zaten o da yapabildiği her alanda destek vermek isteyen işbirliğinden yana bir insan. Bu onun beste yaptığı ilk büyük aksiyon filmiydi. Filmin iyi olması için ne kadar sıkı çalıştığımızı gördü ve her alanda katkıda bulunmaya çalıştı.”

“Finding Nemo”nun ses boyutuna katkıda bulunanlar arasında yedi Oscar ödüllü ses tasarımcısı Gary Rydstrom da yer aldı. Bugüne kadar gösterime giren Disney/Pixar filmlerinin hepsinde görev yapan Rydstrom, “Finding Nemo”nun görsel heyecanını seslerle tamamlamak amacıyla ses kataloğundan katkılar yaptı. Rydstrom'un eklediği seslerin hepsinin su altı ortamı duygusunu fazlasıyla verdi.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz